İçindekiler
Yönetici yapay zeka programları tam olarak ne öğretiyor?
Yönetici yapay zeka programları teknik beceri değil, karar verme çerçevesi öğretiyor. Hedef kitle kod yazacak kişi değil, nereye yatırım yapılacağına karar verecek kişi.
Üç programın da içeriğine baktığımızda aynı beş başlık dönüyor: teknolojinin bugün gerçekten ne yapabildiği, kurumun hazır olup olmadığının değerlendirilmesi, hangi işte değer üreteceğinin belirlenmesi, etik ve uyum tarafı, ve dönüşümün insan tarafı. Yani araç eğitimi değil, yön belirleme eğitimi.
Bu yazıdaki bütün rakamlar programların kendi tanıtım sayfalarından, 14 Eylül 2026'da okunmuştur. Fiyatlar dönem dönem değişebiliyor, karar vermeden önce kaynağından doğrulayın.
MIT Sloan'ın programı ne kadar sürüyor ve ne kadar tutuyor?
MIT Sloan'ın amiral programı beş gün sürüyor, günde sekiz saat, ve duyurulan ücreti 12.900 dolar. Program Cambridge kampüsünde yüz yüze yapılıyor.
Aynı okulun yapay zeka başlığı altında yirmi üçten fazla programı var ve fiyat aralığı geniş. Otuz günlük, toplam altı saatlik çevrimiçi bir hızlandırılmış programı 1.750 dolar; iki günlük kampüs programları 5.700 ile 5.900 dolar arasında.
MIT'nin ayrıştığı nokta şu: zamanı bir birime çevirmiş. Her program belli sayıda eğitim birimi kazandırıyor ve bu birikim daha üst bir sertifikaya sayılıyor. Beş günlük program beş birim veriyor. Katılımcı hafta boyunca kendi kurumu için bir uygulama planı yazıyor ve o planla ayrılıyor; programın somut çıktısı bu.
Harvard'ın online programı nasıl kurgulanmış?
Harvard Business School Online'ın programı tamamen kendi hızında, on altı ile yirmi saat sürüyor, dört modülden oluşuyor ve duyurulan ücreti 1.949 dolar. İstediğiniz zaman başlayabiliyorsunuz.
Modül başına dört ile beş saat ayırmanız bekleniyor. Program içinde soruları cevaplayan bir yapay zeka asistanı da var.
Harvard'ın diğer ikisinden ayrıldığı yer, sonuçları rakamla açıklaması. Sayfasında katılımcıların yüzde sekseninden fazlasının işyerinde girişim yürütürken kendini daha güvende hissettiği, yüzde doksanından fazlasının hemen uygulanabilir beceri kazandığı yazıyor. İki tür belge veriyor: programı bitirince bir tamamlama belgesi, aynı alanda üç program bitirince bir uzmanlık belgesi.
Amsterdam Business School ne veriyor?
Amsterdam Business School'un programı iki modülden oluşuyor ve modüler satılıyor: yalnız birinci modül bir gün, ikisi birlikte dört gün. Duyurulan ücret 1.490 euro ile 4.190 euro arasında ve katma değer vergisinden muaf.
Birinci modül genel bir bakış veriyor, ikincisi kurumda veri liderliği rolüne hazırlıyor. Program sonunda verilen unvan "Certified Analytics Lead".
Amsterdam'ın en dikkat çeken yanı ticari değil, insani: sayfada isimli bir yönetici duruyor, fotoğrafıyla, e-postasıyla, telefonuyla ve üç iş günü içinde dönüş sözüyle. Katılımcı yorumları da tam künyeli; kişinin adı, unvanı ve şirketi yazılı. Ön koşul olarak bilgi teknolojileri ya da analitik bilgisi aranmıyor.
Bu üç programın ortak noktası ne?
Üçünün ortak yaptığı yedi şey var ve bu liste, bir programın ciddi olup olmadığını anlamak için iyi bir ölçü.
- Fiyat ilk ekranda, açıkça yazıyor. Hiçbirinde "fiyat için arayın" yok.
- Süre taahhüdü tam sayı olarak veriliyor: beş gün günde sekiz saat, on altı ile yirmi saat, bir veya dört gün.
- Katılımcının ürettiği somut bir eserin adı konmuş: uygulama planı, yol haritası, proje portföyü.
- Sonunda adı konmuş bir belge veriliyor.
- Düşük riskli bir giriş basamağı var; küçük başlayıp büyütebiliyorsunuz.
- Kimin için olduğu isim isim yazılmış.
- Kimin için olmadığı da yazılmış. MIT açıkça "şu programı aldıysanız buna gelmeyin" diyor.
Son madde en çok atlanan ve en çok güven veren madde. Kimi eleyeceğini söyleyen bir program, kime hitap ettiğini biliyor demektir.
Sertifika gerçekten işe yarıyor mu?
Belge, işe alım tarafında bir sinyal değeri taşıyor; ama şirket içi dönüşüm tarafında tek başına bir şey değiştirmiyor.
Ayrımı şöyle kurmak doğru: belge, kişinin o konuya vakit ayırdığını gösterir. Bu bir özgeçmişte anlamlıdır. Şirketin kendi işinin değişmesi ise belgeyle değil, o kişinin ertesi gün masasında ne yaptığıyla ilgilidir.
Bu yüzden bir programı değerlendirirken belgeye değil, programın sonunda şirkette ne kalacağına bakın. Üç okulun üçü de bunu biliyor, o yüzden hepsi katılımcının ürettiği somut bir esere isim koymuş. Bir program "sertifika veriyoruz" diyor ama geriye ne kalacağını söylemiyorsa, orada eksik bir şey vardır.
Yurt dışı programı mı, kurum içi program mı?
İkisi farklı işler yapıyor ve birbirinin yerine geçmiyor. Yurt dışı programı çerçeve kazandırır, kurum içi program ekibe uygulamayı öğretir.
Yurt dışı programı şu durumda doğru tercih: üst yönetimde ortak bir dil yok, kimse neyin mümkün olduğunu bilmiyor, ve önce bir yön belirlenmesi gerekiyor. Bir ya da iki kişinin gidip dönmesi yeterli. Maliyet kişi başına ve ulaşımla birlikte hesaplanmalı.
Kurum içi program ise şu durumda doğru: yön belli, ama iş hâlâ elle yürüyor. Burada gereken çerçeve değil, uygulama becerisi. Ekip kendi verisiyle, kendi işinde çalışır ve program bitince geriye ekibin kendi kurduğu, çalışan akışlar kalır.
Sık yapılan hata ikisini aynı bütçeden karşılaştırmak. Biri yön, diğeri uygulama; sıraları da genelde budur.
Türkiye'den katılmak mantıklı mı, gerçek maliyeti ne olur?
Mantıklı olabilir, ama karar verirken duyurulan ücrete bakmak yanıltıyor. Gerçek maliyet ücretin epey üstünde çıkıyor.
Yüz yüze bir program için hesaba katılacak kalemler şunlar: program ücreti, uçuş, konaklama, günlük harcama ve en önemlisi o kişinin işten uzak kaldığı gün sayısı. Beş günlük bir program, yolla birlikte bir haftalık kayıp demek. Üst düzey bir yöneticide bu kalem çoğu zaman program ücretinden büyük.
Çevrimiçi programlarda bu hesap tamamen değişiyor. On altı ile yirmi saatlik kendi hızında bir program, akşamlara ve hafta sonuna yayılabiliyor; iş kaybı neredeyse sıfır.
Pratik bir yaklaşım şu: önce bir kişi çevrimiçi bir programla başlasın, konunun kuruma değip değmeyeceği anlaşılsın, ondan sonra yüz yüze bir programa bütçe ayrılsın. Tersi sırayla giden kurumlarda yatırımın karşılığı çoğu zaman alınamıyor.
Bu programlar kimler için uygun değil?
Bu programlar üç durumda yanlış tercih oluyor ve üçü de sayfalarında açıkça yazmıyor.
Birincisi, kurumda yön zaten belliyse. Ne yapacağını bilen ama yapamayan bir şirketin ihtiyacı çerçeve değil, uygulama. O şirkete strateji programı almak, ikinci kez aynı cevabı satın almak demek.
İkincisi, katılacak kişinin kurumda karar yetkisi yoksa. Programın çıktısı bir uygulama planı ve o planı hayata geçirecek yetki yoksa plan çekmecede kalıyor. Gönderilecek kişi, dönüşte bütçe açabilecek kişi olmalı.
Üçüncüsü, beklenti teknik beceriyse. Bu programların hiçbiri katılımcıyı sistem kuracak hâle getirmiyor, zaten böyle bir iddiaları da yok. Ekibin kendi aracını kurmasını bekliyorsanız aradığınız şey yönetici programı değil, uygulamalı bir program.
Bir programı değerlendirirken hangi soruları sormalısınız?
Bir programı değerlendirirken şu altı soruyu sorun. Cevapları sayfada yazmıyorsa, sorun ve yazılı isteyin.
- Ne kadar sürüyor ve katılımcıdan haftada kaç saat bekleniyor?
- Program bitince katılımcının elinde hangi somut çıktı olacak?
- İçerik bizim işimizle mi, örnek vakalarla mı çalışılacak?
- Kim için tasarlandı ve kim için tasarlanmadı?
- Araçlar değiştiğinde içerik güncelleniyor mu?
- Muhatabım kim ve ne kadar sürede dönüş alıyorum?
Üçüncü soru ayırt edici olanı. Örnek vakayla çalışan bir program bilgi verir; kendi verinizle çalışan bir program düzen kurar. Kurumunuzda hangisine ihtiyaç olduğunu bilmek, hangi programı seçeceğinizi de belirler.
Bunu ekibiniz kendisi kurabilir.
LeftFlow şirketlere yapay zekâ eğitimi verir. Ücretsiz şirket analizinde hangi işleri ekibinizin kurabileceğine birlikte bakıyoruz.
Ücretsiz şirket analizi


