İçindekiler
Yapay zeka asistanları bir markayı neye göre öneriyor?
Yapay zeka asistanları bir markayı, o markayla ilgili yazılmış ve makinenin okuyabildiği kaynaklara göre öneriyor. Reklam vererek bu cevaba girmek şu an mümkün değil; cevap, modelin eğitildiği ve anlık olarak taradığı metinlerden üretiliyor.
Pratikte bu şu anlama geliyor: ürününüz hakkında bağımsız bir karşılaştırma yazısı, bir forum tartışması, bir ürün incelemesi ya da teknik bir içerik varsa asistan sizi anma ihtimali taşıyor. Yalnızca kendi sitenizde, yalnızca kendi ağzınızdan anlatılmış bir ürün sayfası çoğu zaman yetmiyor.
Burada dikkat edilecek nokta şu: asistanın cevabı her seferinde birebir aynı çıkmıyor. Bu yüzden tek bir denemeye bakarak "görünüyoruz" ya da "görünmüyoruz" demek yanıltıcı. Ölçüm tekrarlı yapılmalı.
Markam ChatGPT veya Gemini'de anılıyor mu, nasıl öğrenirim?
Öğrenmenin yolu, müşterilerinizin gerçekten sorduğu soruları asistanlara tek tek sormak ve cevapta markanızın geçip geçmediğini kaydetmektir. Elle de yapılabilir, otomatik de.
En basit hâliyle bir tablo açıp şu sütunları tutmak yeterli:
- Soru metni, müşterinin kendi diliyle
- Hangi asistana soruldu
- Marka anıldı mı: evet ya da hayır
- Anıldıysa cevabın kaçıncı sırasında
- Anılmadıysa yerine hangi markalar çıktı
- Ölçüm tarihi
Son sütun en değerli olanı. Sizin yerinize kimin anıldığını görmek, neyi eksik yaptığınızı tarif eder. Çoğu şirket bu tabloyu ilk kurduğunda kendi adını değil, hiç beklemediği bir rakibin adını görüyor.
GEO nedir, arama motoru optimizasyonundan farkı ne?
GEO, üretken cevap motorlarında görünür olmayı hedefleyen çalışmanın adı. Arama motoru optimizasyonundan asıl farkı, hedefin sıra değil, cevabın içinde anılmak olması.
Arama motorunda on mavi bağlantı vardır ve üçüncü sırada olmak bir işe yarar. Yapay zeka asistanında tek bir cevap vardır; o cevapta ya geçersiniz ya geçmezsiniz. Arada bir yer yok.
İkinci fark ölçüm biriminde. Arama motorunda tıklama ve gösterim sayarsınız. Cevap motorunda sayacağınız şey anılma oranı: sorduğunuz yüz sorunun kaçında adınız geçti. Bu iki dünya birbirini dışlamıyor; asistanın okuduğu kaynakların çoğu zaten aramada da görünen kaynaklar. Ama ölçüm ayrı tutulmalı, çünkü biri iyiyken diğeri kötü olabiliyor.
Hangi soruları takip etmek gerekir?
Takip edilecek sorular, kendi ürün adınızı içeren sorular değil; müşterinin sizi henüz bilmezken sorduğu sorulardır. Marka adınızı yazdığınızda zaten anılırsınız, o ölçüm size bir şey söylemez.
İyi bir soru listesi şu dört kümeden oluşuyor:
- Kullanım soruları: ürün ne zaman, nasıl, ne kadar kullanılır
- Karşılaştırma soruları: A mı B mi daha iyi, hangisi kime uygun
- Güvenlik ve uygunluk soruları: kimler kullanamaz, yan etkisi var mı, hangi durumda önerilmez
- Fiyat ve seçim soruları: uygun fiyatlı ama kaliteli olan hangisi, aylık maliyeti ne kadar
Yirmi soruluk bir liste başlangıç için yeterli. Listeyi müşteri hizmetlerine gelen gerçek sorulardan çıkarmak, tahminle yazmaktan çok daha iyi sonuç veriyor. Zaten elinizde duran o kayıtlar, bu işin en iyi kaynağı.
Cevapta hiç anılmıyorsam sebebi ne olabilir?
Cevapta hiç anılmamanın en sık üç sebebi var ve üçü de düzeltilebilir.
Birincisi, markanız hakkında sizin dışınızda yazılmış içerik olmaması. Asistan kendi sitenizdeki pazarlama metnini tek kaynak olarak kullanmaya isteksiz davranıyor.
İkincisi, içeriğinizin makine tarafından okunamıyor olması. Ürün bilgisi yalnızca görselin içindeyse, sayfada başlık yapısı yoksa, ya da içerik oturum tabanlı bir ekranda duruyor ve ayrı bir adresi yoksa asistan onu göremez. Bu son durum çok dilli sitelerde sık görülüyor: içerik gerçekten var ama her dilin ayrı adresi olmadığı için yalnız bir dili taranabiliyor.
Üçüncüsü, sorunun sizin kategorinizle eşleşmemesi. Bazen marka görünmez değildir, yalnız yanlış soru takip edilmektedir.
Bu ölçüm ne sıklıkla yapılmalı?
Haftalık ölçüm çoğu şirket için doğru sıklık. Günlük bakmak gürültü üretiyor, aylık bakmak ise bir değişikliğin etkisini görmeyi geciktiriyor.
Bunun sebebi şu: asistanların cevabı gün içinde bile dalgalanıyor. Tek ölçümün gürültüsünü azaltmanın yolu aynı soruyu düzenli aralıkla tekrarlamak ve oranlara bakmak. Yirmi sorunun dördünde anılıyorsanız oranınız yüzde yirmidir; ertesi hafta altısında anılıyorsanız yön yukarıdır. Tek bir cevaba bakıp yorum yapmak bu yönü göstermez.
Bir de şu var: içeriğinizde yaptığınız bir değişikliğin cevaba yansıması haftalar alabiliyor. Ölçümü düzenli tutmazsanız neyin işe yaradığını hiç bilemezsiniz.
Çıkan sonucu neyle karşılaştırmalıyım?
Karşılaştırılacak iki şey var: kendi geçmişiniz ve aynı soruda çıkan rakipler.
Kendi geçmişinizle karşılaştırma yönü gösterir. Anılma oranınız artıyor mu, azalıyor mu. Bu tek başına yeterli değil, çünkü kategorinin tamamı hareket ediyor olabilir.
Rakip karşılaştırması ise asıl bilgiyi verir. Aynı yirmi soruda sizden daha sık anılan bir marka varsa, o markanın kaynak tarafında sizden fazla olan bir şeyi var demektir. Genellikle bu, bağımsız yazılmış karşılaştırma içeriği ya da teknik dokümantasyon oluyor.
Üçüncü bir kıyas daha işe yarıyor: hiç anılmadığınız soruların ortak yönü ne. Çoğu zaman hepsi aynı konu başlığına düşüyor ve o başlıkta hiç içeriğiniz olmadığı ortaya çıkıyor.
Görünürlüğü artırmak için pratikte ne yapılır?
Pratikte yapılacak iş, cevabın beslendiği kaynağı üretmek. Sıralama numarası kovalamak değil.
İşe yaradığını gördüğümüz sıra şu:
- Takip ettiğiniz sorulardan hiç anılmadığınız olanları ayırın ve o soruların her birine doğrudan cevap veren birer içerik yazın. Başlık, sorunun kendisi olsun.
- Cevabı ilk iki cümlede verin. Cevap motorlarının alıntıladığı birim bu; uzun girişler alıntılanmıyor.
- İçeriğinizin her dil sürümüne ayrı bir adres verin ve dil etiketlerini ekleyin. Tek adreste çerezle değişen içerik taranamıyor.
- Ürün ve kurum bilgisini sayfaya yapılandırılmış veri olarak ekleyin.
- Kendi ağzınızdan olmayan kaynakları çoğaltın: bağımsız incelemeler, karşılaştırmalar, teknik dokümanlar.
Bu maddeler kısa vadede görünürlüğü değil, görünürlüğün hammaddesini üretir. Ölçümü kapatmadan devam edin.
Hangi asistanları takip etmek yeterli?
Türkiye'de üç asistanı takip etmek yeterli sonuç veriyor: en yaygın kullanılan genel amaçlı asistan, arama motoruna gömülü olan asistan ve tarayıcı içinde çalışan yardımcı.
Daha fazlasını takip etmek tabloyu büyütüyor ama kararınızı değiştirmiyor, çünkü hepsi benzer kaynaklardan besleniyor. Birinde görünmüyorsanız genellikle diğerlerinde de görünmüyorsunuz; sebep de aynı çıkıyor.
Bir istisna var: arama motoruna gömülü asistanlar, bağımsız olanlara göre güncel web içeriğine daha çok yaslanıyor. Yeni yayınladığınız bir içeriğin etkisini önce orada görürsünüz. Bu yüzden bir değişiklik yaptıysanız ilk olarak oraya bakmak zaman kazandırır.
Kurumsal bir aboneliğiniz varsa şuna dikkat edin: giriş yapmış hesapla alınan cevap, geçmiş konuşmalardan etkilenebiliyor. Ölçümü her zaman temiz bir oturumda yapın, yoksa kendi geçmişiniz sonucu yukarı çeker ve olduğundan iyi görünürsünüz.
Ölçümü otomatikleştirmek gerekir mi?
Başlangıçta gerekmiyor. Yirmi soruyu elle sormak haftada yaklaşık yarım saat tutuyor ve ilk iki ayın bulgusu için bu yeterli.
Otomatikleştirmek şu iki durumda anlamlı hâle geliyor: soru sayısı elliyi geçtiğinde ve birden fazla pazar ya da dil takip edildiğinde. O noktada elle ölçüm hem zaman alıyor hem de tutarsızlaşıyor, çünkü soruların sorulma biçimi kişiden kişiye değişiyor.
Otomatik kurguda dikkat edilecek tek şey tutarlılık: aynı soru, aynı biçimde, aynı gün ve aynı saatte sorulmalı. Ölçümün değeri karşılaştırılabilir olmasından geliyor; soruyu her hafta biraz değiştirirseniz elinizde kıyaslanamayan bir tablo kalır.
Sonucu nereye yazdığınız araçtan daha önemli. Bir tablo da olur, bir pano da; önemli olan geçmişin saklanması ve haftadan haftaya bakılabilmesi.
Bu iş kimin sorumluluğunda olmalı?
Bu iş tek bir departmanın değil, ama bir sahibi olmak zorunda. Sahibi olmayan ölçümler üçüncü ayda duruyor.
Uygulamada en iyi çalışan kurgu şu: ölçümü pazarlama yürütür çünkü soruları en iyi o bilir, içerik üretimini içerik ekibi yapar, teknik tarafı yani adres yapısı ve yapılandırılmış veri işini site sorumlusu üstlenir. Haftalık sayı tek bir panoda toplanır ve tek bir kişi o panoya bakmakla yükümlüdür.
Bu düzeni kurmak bir kereye mahsus bir iştir. Sonrasında haftada yarım saat bakım ister. Kurmadan önce şunu sorun: bugün bu soruların cevabını kim biliyor? Çoğu şirkette cevap "kimse" çıkıyor ve asıl başlangıç noktası orası.
Bunu ekibiniz kendisi kurabilir.
LeftFlow şirketlere yapay zekâ eğitimi verir. Ücretsiz şirket analizinde hangi işleri ekibinizin kurabileceğine birlikte bakıyoruz.
Ücretsiz şirket analizi


